Süre                : 1 Saat 46 dakika
Çıkış Tarihi     : 21 Mart 2014 Cuma, Yapım Yılı : 2014
Türü                : Cinayet,Drama
Ülke                : İngiltere
Yapımcı          :  Film4 , Creative Scotland , Quickfire Films
Yönetmen       : David Mackenzie (IMDB)
Senarist          : Jonathan Asser (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Jack O'Connell (IMDB)(ekşi), Gilly Gilchrist (IMDB), Frederick Schmidt (IMDB), Edna Caskey (IMDB), Darren Hart (IMDB), Raphael Sowole (IMDB), Duncan Airlie James (IMDB), Anthony Welsh (IMDB)(ekşi), David Ajala (IMDB), Jerome Bailey (IMDB), Basil Abdul-Latif (IMDB), Ben Mendelsohn (IMDB), Matt Faris (IMDB), Aisha Bywaters (IMDB), Sam Spruell (IMDB), David Avery (IMDB), Tommy McDonnell (IMDB), James Doran (IMDB), Ian Beattie (IMDB), C.C. Smiff (IMDB), Rupert Friend (IMDB), Gershwyn Eustache Jnr (IMDB), Ashley Chin (IMDB), Sian Breckin (IMDB), Mark Asante (IMDB), Paul Lewis Ferguson (IMDB), Peter Ferdinando (IMDB), Jonathan Asser (IMDB), Paddy Rocks (IMDB), Ryan McKenna (IMDB), Anthony Adjekum (IMDB), Amma Boateng (IMDB), Trevor Adams (IMDB), Neil Brownlee (IMDB), Sanjay Ghosh (IMDB), Hugh Irvine (IMDB), Shane McCaffrey (IMDB), Gerald McMullan (IMDB), Graeme Peacock (IMDB), Craig Stafford (IMDB) >>devamı>>

Starred Up (~ Yüksek Risk) ' Filminin Konusu :
Ödüllü psikoterapist Jonathan Asser’ın kaleminden beyaz perdeye uyarlanan Yüksek Risk, A Prophet / Yeraltı Peygamberi’nden sonra çekilen en iyi hapishane filmi olarak görülüyor. Sahiden de, insanın gözünü kırpmadan izlediği, sarsıcı ve hiç beklenmedik olayların ardı ardına geliştiği bu filmde, genç mahkûm Eric’in öyküsünü izliyoruz. Eric genç olmasına rağmen, aşırı şiddete eğiliminden dolayı, yetişkin hükümlülerin kaldığı bir hapishaneye nakledilir. Aynı zamanda babasının da gün doldurduğu bu hapishanede kendini gardiyanlardan koruması, diğer tutuklularla işbirliği yapması ve hatta babasıyla yüzleşmesi gerekecektir. Gelgelelim, onu yok etmeye yemin etmiş birtakım güçler de bu dört duvarın içindedir!


Indiewire 2014 / 10
  • "babanin insan uzerindeki etkisini cok guzel anlatan, rahatsiz edici sayilabilecek bir film."
  • "müslümanları iyi gösteren bir başka hapishane yapımı. modern zamanlarda yaptıklarının diyetini hapishane filmleri ve dizilerinde ödüyorlar galiba. iyi bir hapishane filmidir."
  • "bir un prophète olmasa da mutlaka izlenmesi gereken özellikle baba-oğul sorunlarını yaşamış insanlar için güzel bir film. hücre çekimleri hapishane klostrofobisini baştan sona yaşatıyor izleyene."
  • "ağzı yüzü kırılmış duyguların yine ağız yüz kırmaya onarıldığı hoş bir film olmuş. yumruğunuzu sıka sıka izliyorsunuz. duygusal olmayan final, duygulandırdı be."
  • "en iyi yabancı film oscar'ı alan ondskan filmi gibi çok başarılı bulduğum film."
  • "33. istanbul film festivali kapsamında filmin senaristi jonathan asser ile aynı salonda izleme şansı bulduğumuz, şiddet dozu yüksek ama mesajı sağlam bir david mackenzie filmi."
  • "kahveyi sade içemeyecek kadar sert bir adamın hikayesi. filmi yumuşatan tek şey süt tozu..."
  • "tanıtım yazısında yer alan "a prophet / yeraltı peygamberi’nden sonra çekilen en iyi hapishane filmi olarak sayılması" ifadesini hakeden film. belki araya celda 211 sokmak lazım."




Facebook Yorumları
  • comment image

    müslümanları iyi gösteren bir başka hapishane yapımı. modern zamanlarda yaptıklarının diyetini hapishane filmleri ve dizilerinde ödüyorlar galiba. iyi bir hapishane filmidir.


    (renksiz hayat - 19 Şubat 2015 16:23)

  • comment image

    gelmiş geçmiş en sağlam "baba-oğul" ve hapishane filmlerinden biri. bol küfürlü, bol kanlı ve bol şiddetli.

    öyle de olması gerekli diye düşünüyorum çünkü modern zamanlar baba-oğul kavgasını her ne kadar ehlileştirseler de, "öz"e ait olan bu çatışma sonsuza kadar sürecek. oğulun baba ile girdiği "sevgi-nefret" ikilemi, onu hayatının sonuna kadar bırakmıyor; baba hem alt edilmesi/yenilmesi gereken hem de vazgeçilemez bir figür. bu filmdeki dinamikler, çocuğun büyüme sürecindeki suça yatkınlığı, anne-babasız kalması, hapishane koşulları gibi nedenlerden dolayı biraz farklı olsa da, temeldeki çatışmayı en saf haliyle mükemmel yansıtıyor.

    bir insanın bazen, eğer zaman ve mekan uygunsa nasıl "hayvanlaşabildiğini" gösteren nadir filmlerden. ayrıca filmin, hem psikolojik hem de toplumsal dokunuşları da muazzam. sinefiller için 2014 yılının göz bebeklerinden.


    (yevkassim - 3 Şubat 2015 20:49)

  • comment image

    david mackenzie'nin bir çok dalda ödül alan ingiliz sinemasında ses getiren filmi

    --- spoiler ---

    film ilk sahnesinden itibaren jack o'connellin karakterine yoğunlaşıyor. bize vücut diliyle bir çok şey anlatıyor aslında. bununla birlikte film bize bir kaç soru soruyor benim de uzun süredir düşündüğüm . cezaevi bir rehabilite yerimidir ? yani suçluların topluma geri kazandırılması mı ? yoksa onları toplumdan soyutlayıp elimizde olsa yok etme yeri midir ?
    ---
    spoiler ---


    (rajkoothrapali - 14 Ocak 2015 12:29)

  • comment image

    bol şiddet içeren güzel film.

    --- spoiler ---

    filmin en sonunda düzen dişlerini ve tırnaklarını gösteriyor. deli bir tay da olsan terbiye ederim diyor. yiğidimiz sağol patron diyor ve hikaye bitiyor.

    düzene uyduğun sürece yaşarsın, düzeni bozmaya teşebbüs edersen ilk yumruğu en yakınından yersin. ömrünün sonuna dek düşünürsün, korunmaya çalışılan düzen miydi yoksa sen miydin...

    ---
    spoiler ---


    (yok mu beni seven - 8 Ocak 2015 23:19)

  • comment image

    ingilizce ( ingilterede kullanılıyor) bu fiilin anlamı; toy (yetişkin olmayan) mahkumun şu şekildeki erken transferidir: ıslahevinden alınıp , cezasını çekmeye devam etsin diye normal hapishaneye götürülmesi. araştırdığım kadarı ile böyle bir fiil yok yani "star" diye ama "yıldızlandı" anlamında fiile çevrilmiş olsa gerek. bizdeki yakın karşılıkları "terfi aldı", "rütbe atladı" olabilir.


    (silversurfer - 3 Aralık 2014 05:59)

  • comment image

    bir un prophète olmasa da mutlaka izlenmesi gereken özellikle baba-oğul sorunlarını yaşamış insanlar için güzel bir film. hücre çekimleri hapishane klostrofobisini baştan sona yaşatıyor izleyene.


    (croswell - 18 Kasım 2014 00:07)

  • comment image

    in the name of the father filminden sonra hunger ile zirve yapan hapishane filmleri tutkum, bu filmle yeniden depreşti. perfect sense filminden duyguları iyi yakaladığı anlaşılan yönetmeni yine istediği duygulara savurup duruyor. filmdeki aksiyon acayip derinde, hırsla yumruğunu sıka sıka izliyorsun. bu yönetmen osbir çekse izlerim. muazzamdı. başrol oyuncusunu fassbinder'e benzettim, onun gençlik hali gibiydi, fassbinder oynasa bu kadar iyi iş çıkaramazdı.

    --- spoiler ---

    adamı ha siktiler, ha sikecekler derken filmin sonunda adeta kendim ipten kurtulmuş kadar oldum.

    ---
    spoiler ---

    edit: a.c.a.b


    (saksak turizmin yavsak yolcusu - 30 Eylül 2014 14:26)

  • comment image

    ağzı yüzü kırılmış duyguların yine ağız yüz kırmaya onarıldığı hoş bir film olmuş. yumruğunuzu sıka sıka izliyorsunuz. duygusal olmayan final, duygulandırdı be.


    (malopiva - 22 Eylül 2014 21:49)

  • comment image

    ingiliz sinemasının kendine has gerçekçi tonunu hapishane fonuyla harmanlayıp ortaya oldukça kaliteli bir ''baba-oğul ve kendini bulma'' hikayesi çıkaran, son dönemin en başarılı işlerinden olan film.

    daha öncede belirtmiştim ingiliz sinemasının en önemli özelliği gerçekliği. fakat bu gerçeklik klasik yorumla 'sanat sineması' bağlamında ki bir izlenimcilikten kaynaklanmıyor. maalesef sanat sinemasıyla ilgili temel şikayetlerden biri hep budur. insanların sıkıcı, kasvetli, durağan dedikleri nokta da aslında biraz bu. çünkü bu tür bir gerçeklik özellikle türk sinemasının da en büyük sorunu. karakterlerini izleyen, izleten, onun doğal, yalın hallerini (sözde tabi) seyirciye aktarmaya çalışan bütün türk yönetmenler ve kötü avrupalı yönetmenler o karakterleri yaşamsal ve gerçek kılan ince nüansları maalesef hep es geçiyorlar. o sebepten maalesef bu tür filmlerin hepsi (en azından bizde) birbirine benziyor ve yeni bir şey söylemiyor. yani karakterler sanki bir durumun, bir ahlaki ikilemin ya da kararın cisimleşmiş hali gibi dolanıyorlar ortalıkta. eğer karakterleri sahici kılmak onları gözetlemek, uzun planlarda sigara içerken göstermek, onların söz de iç dünyalarına inmek içen karakterin sosyolojisi, gerçekliğiyle örtüşmeyen garip monologlar söyletmek falansa maalesef bizim sinemacıların daha 40 fırın ekmek yemesi gerek.

    neyse tüm bunları ingiliz sinemasının gerçekliğini yalınlığını, sadeliğini ve buradan çıkan başarılı sonucu anlatmak için yazdım aslında. istisnasız neredeyse izlediğim bütün kaliteli ingiliz dramlarında çarpıcı bir gerçeklik, ajite edilmeden, sömürülmeden ama aynı zamanda izleyicisini de yok saymadan gayet başarılı şekilde kuruluyor. bir kere bu filmlerin hiçbiri yine bizim klasik seyircinin yorumuyla ''sıkıcı'' olmuyor. ki bu nokta cidden önemli. çünkü ingilizler karakterlerini yaşamsal kılma konusunda çok başarılılar. bizim filmlerdeki kahramanlar gibi herkes filozof ya da tek boyutlu değil. konuşuyorlar, dövüşüyorlar, bağırıyorlar,ağlıyorlar.

    filme gelecek olursak bir evladın babasıyla bağ kurma çabası enfes bir hapishane fonuna yerleştirilmiş her şeyden önce. bu hapishane oğulun aynı zamanda erkek olma sınavı aslında. eric, babasız büyümüş. babası bir suçlu ve hapishanede. babasına ulaşmanın onun bağ kurmanın tek yolu şiddetli bir yüzleşmeden geçiyor. bu şiddet hem fiziksel hem zihinsel ve duygusal bir şiddet. bu noktada yönetmen ve senarist çok akıllıca bir yapı kuruyor.

    çünkü hapishane fiziksel koşulları gereği insanları kapatan, ehlileştiren, onları işledikleri suçlarıdan ötürü ıslah eden bir devlet kurumu. bu kurumun içinde aynı zamanda en azılı suçluları iyileştirmeyi amaçlayan bir terapi grubu var. eric öncelikle bu fiziksel kapatılmanın içine atıyor bilerek kendini. suç işliyor ve babasıyla aynı hapishaneye geliyor. ama duygusal olarak kırılgan ve paramparça. içerdeki zayıflığını dışarıda fiziksel şiddete dökerek ortaya koyuyor ki bu aynı zamanda eric'in babasıyla bağ kurmasının tek yolu. çünkü eric, babasıyla başka türlü nasıl bağ kuracağını bilmiyor. bu büyük kapatılma filmin her anında patmaya hazır bir şiddetin tedirgin edici duygusallıyla ilerliyor aslında. tüm bu şiddetin ihtiyacı olan tek şey duygular. çünkü eric'in şiddeti ayın ölçüde amaçsız ve göstermelik.

    filmin daha derin okumasına geçersek eric, bir bakıma kendi kendine, topluluğa, aileye kabul göreceğini düşündüğü erkek olma ritüellerini gerçekleştirmeye çalışıyor. yani kendi erginleme töreninin peşinde. tıpkı 6-7 yaşlarında ormana bırakılıp hayatta kalması için büyük bir av hayvanını öldürmek zorunda olan çocuklar gibi. kendini tamamlanmış görmesinin tek yolu bu. babası tarafından kabul görecek, gerçek ismini alacak, toplululuğun saygın bir üyesi olacak. hapishane bu anlamda eric için birinci büyük sınav. hapishane, eric'in, ormanı.

    eric'in en büyük korkusu hapishanedeki kapatılma falan değil üstelik. babasıyla nasıl bağ kuracağı konusunda ki yol bilmez çaresizliği aslında onu böyle öfkelendiren. bir tarafıyla babasından nefret ediyor, beri yandan bir babası olduğunu hissetmek istiyor. nitekim sonradan katıldığı terapi grubunda taşıdığı şiddetin kaynağını keşfediyor, duygularının ölümcül kontrolsüzlünün aslında onu ne kadar da zayıf düşürdüğünü keşfediyor. fakat bunu asla o klasik amerikan filmlerinde ki gibi hızlı bir değişim, dönüşüm şeklinde vermiyor yönetmen. çünkü bir hayvanı ehlileştirmenin zaman aldığını biliyor ve bu gerçekliğe bağlı kalıyor hikayesini anlatırken.

    en nihayetinde o buruk finalde, ne can acıtan bir müzik, ne duyguları kamçılayan büyük, ağdalı görkemli sözler, ağlamaklı, paramparça olmuş yüz halleri ve vücüt dili olmadan da oldukça etkileyci bir sahne armağan ediyor film bize. klasik hapishane filmi türüklerinin neredeyse hiçbirine yaslanmadan kendine has ve orjinal bir film ve final çıkıyor ortaya. istese kolaylıkla fazlasıyla duygusal bir baba- oğul filmi olabilecekken (ki izleyiciyi her zaman ama her zaman cezbeden bir hapishane fonu içersinde) seyircisini kolaylıkla avucuna alabileceği bir dramatik yapı kurabilecekken, her şeyden önce kişilikli bir film olmayı tercih ediyor starred up. kendi gerçekliğini tavizsiz bir şekilde ortaya koyarken, seyircisini de aptal yerine koymuyor, seyirciyle arasına duvarlar örmüyor, ama onu kandırmayı da düşünmüyor.

    benim için burada da yazdığım gibi #43512416 the selfish giant ile birlikte geçtiğimiz yılın en iyi 2 filminden biri starred up. baba-oğul ilişkisi ekseninde hapishane fonuyla bezenmiş, kaliteli, derin okumaları olan bir film görmek isterseniz tereddüt bile etmeyin derim.


    (kulotsuzcorap - 5 Eylül 2014 14:00)

  • comment image

    mesaj kaygısız, müziksiz, saf hapishane filmi.
    --- spoiler ---

    asi bebenin normalleşmesi ile baba oğul ilişkisi beraber gitmekte.
    jack o'connellda, babası rolündeki ben mendelsohn da gayet iyi oynuyor
    her hapishane filminde olduğu gibi duş, spor salonu ve ibnelik sekansları unutulmamış
    bu arada anladık ki ingiliz hapishaneleri pek de sıkı değilmiş. mahkumlar departmanlar arasında sikini sallaya sallaya geziyor
    ---
    spoiler ---


    (ed gein jr - 13 Ağustos 2014 00:08)

  • comment image

    farklı ve etkileyici bir baba-oğul draması. ortamları az buçuk bildiğimden oldukça gerçek geldi. tek sevmediğim tarafı delikanlının bir ingilizden ziyade rus'a benzemesi. film boyunca manyak gibi buna takıldım anasını satayım.

    dramada ingiliz, sanat'ta rus, tarihi'de çin, aksiyon'da amerikan, porno'da alman, yerli'de türk filmi seven orta yaş bayanlar eqlesin.


    (mytholog - 8 Ağustos 2014 22:06)

  • comment image

    kaliteli bir film. annesiz ve babasız büyüyen, şiddet dolu, vahşi denebilecek, patladı mı tam patlayan, kırıp geçiren bir gencin babasıyla aynı hapse düşmesi sonrasını anlatıyor. babayla oğlunun ilişkilerine farklı bir açıdan yaklaşmayı, burada klişelere ve ağlak dramaların tercih edeceği olaylara fazla bulaşmamayı, hapishanenin zorlu şartlarını yansıtmayı başarıyor. ben en çok klişelere fazla öykünmemesinden etkilendim. tamamen özgün bir film olmasa da olayları ve karakterleri etkileyici bir şekilde ele almayı başarmış bu film. şiddet dozu ise o kadar yüksek değil bence. ardından izlediğim raid 2 berendal'daki şiddet dozu daha yüksekti mesela.
    tabi sadece baba-oğul öyküsü, oğlunun hapisteki değişimini anlatmıyor bu film. öte yandan yan öykü olarak mahkumların nasıl topluma kazandırılabilecekleri de işlenmiş: bir tarafta mahkumların nefretlerini ve kızgınlıklarını bastırmalarında onlara yardım eden, bunu da onlarla havadan sudan sohbet ederek yapmaya çalışan bir adam (spencer), diğer tarafta onlara şiddet uygulama taraftarı olan başka bir gardiyan (hayes). bu ikisinin mücadelesine de önemli bir yer ayrılmış.

    a prophet'ten sonra çekilip de denk geldiğim en kaliteli hapishane filmlerinden starred up.


    (sherlock holmes 90 - 7 Mayıs 2014 07:58)

  • comment image

    bünyesinde mc gyver ve 9.7 şiddetinde bir deprem barındıran bir gencin hapishanedeki "atara atar, gidere gider" tavırları ile bezenmiş ingiliz tipi hapishane filmi.
    filmin baş karakteri olan bebe gibi bir arkadaşınız olsun anaokulunda, huzurevinde, cenaze evinde ya da kütüphanede bile kendinizi bir anda kavga ederken bulabilirsiniz. herifin içinde resmen deprem saklı.


    (zemin yesil 12 yildiz 3 ok sari - 12 Eylül 2014 09:29)

  • comment image

    film uzun süren sessiz sahnelere rağmen insanı hiç sıkmıyor. aksine bu sahneler insanın dinlenip, filmi içselleştirmesini sağlıyor. ayrıca olaylarla ilgili çok fazla bilgi sahibi olmuyoruz. yönetmen özellikle bu karanlık noktalar ile filmi öznelleştirmeyi amaçlamış kanımca. olabildiğince gerçekle bağını kopartmadan devam etmeye çalışmış yönetmen. filmi izlerken de rahatsızlık veren bir sahne olmadı benim için. ingiliz hapishanelerinin gerçek durumu bu mudur bilemiyorum tabi.

    genel itibariyle güzel bir film. başından sonuna kadar hapishane ortamını yaşatıyor ve ne geçmişe ne de geleceğe dair ayrıntı vermeyerek o ana odaklanmamızı sağlıyor.


    (gelecegi calinan adam - 5 Eylül 2014 11:22)

  • comment image

    tanıtım yazısında yer alan "a prophet / yeraltı peygamberi’nden sonra çekilen en iyi hapishane filmi olarak sayılması" ifadesini hakeden film. belki araya celda 211 sokmak lazım.


    (ride - 3 Mayıs 2014 00:05)

Yorum Kaynak Link : starred up