Süre                : 1 Saat 46 dakika
Çıkış Tarihi     : 16 Mart 2001 Cuma, Yapım Yılı : 2001
Türü                : Drama,Romantik
Taglar             : fahişe,göçmen,Türk,arkadaş,Bir araba ile öldürüldü
Ülke                : İtalya,Fransa
Yönetmen       : Ferzan Ozpetek (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Gianni Romoli (IMDB)(ekşi),Ferzan Ozpetek (IMDB)(ekşi),Gianni Romoli (IMDB)(ekşi),Ferzan Ozpetek (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Margherita Buy (IMDB)(ekşi), Gabriel Garko (IMDB)(ekşi), Filippo Nigro (IMDB)(ekşi), Luca Calvani (IMDB)(ekşi)

Le fate ignoranti ' Filminin Konusu :
Le fate ignoranti is a movie starring Margherita Buy, Stefano Accorsi, and Serra Yilmaz. AIDS doctor Antonia's husband is killed by a car. She gets depressed until she learns he had been cheating on her with a man. Following her...


Kıskançlık / 11
  • "sevdiklerimizi, onların tercihlerine gösterdiğimiz tahammül (aslında anlayış) nispetinde tanıyabileceğimizi bize öğreten muhteşem yapıt.(bkz: bir insana tüm olasılıkları açık bırakmak)"
  • ""massimoya; tüm "arzuluyorum"ların için, tüm "yapamam"ların için, tüm "dönücem"lerin için. hep bekliycem. bu sabrıma aşk denebilir mi? -cahil perin."bir tablonun dili ya da dilsizliği."
  • "antonia ile michele'nin öpüstükleri sahnede, ikisinin de ayri ayri massimo ile öpüstüklerini hayal ettiklerini kimbilir kacinci izleyisimde dün fark ettigim ve cok sasirdigim film."
  • ""her bardak kırıldığında aramızdan biri ayrılıyor demektir." diyorlar bir sahnede. çok güzel kullanılmış, küçük, hoş, özellikle son sahnede etkili bir detay..."
  • "antonia'nın, nazım hikmet şiiri okuduğu sekans hakikaten bambaşkaydı. koray candemir'i görmek gülümsetti. ve son olarak michele'in bardağı iyi ki de kırılmadı..."




Facebook Yorumları
  • comment image

    eski öğrenci evimde dört ev arkadşımla izlediğim eğlenceli film.

    --- spoiler ---
    filmde bol bol makarna pişirilmektedir. esas oğlanın gene süper makarna pişirdiği bir sahne de
    arkadaşlar arasında şöyle bir diyalog geçmesine neden oldu

    -neden durmadan makarna yapıo bunlar?
    -çünkü onlar italyan
    -bizde italyan mıyız durmadan makarna yapıyoruz?
    -hayır biz çulsuz öğrenciyiz
    -ühühühhü (koro halinde)
    ---
    spoiler ---


    (ixus - 22 Eylül 2006 22:04)

  • comment image

    serra ( serra yılmaz ) ve emir ( koray candemir ) türkçe konuştuğu sahnede aptal eden film. film boyunca sadece italyanca diyalog duymaya o kadar alışıyor ki bünye, bunlar türkçe konuşmaya başladığında bir an için kendi öz dilinizi anlayamıyorsunuz.


    (skybreak - 1 Haziran 2007 15:58)

  • comment image

    yine umarsız, sınırsız bir aşkı anlatan filmi ferzan özpetek'in. sahneler, yakalanan kareler muhteşem, denize nazır içilen rakı sofrasındaki ilk yudumun keyfi tadında. olağanüstü bir yetenek bu yönetmendeki, duyguları tek bir kareyle, tek bir yüz ifadesiyle kelimelerle süslemeden anlatma yeteneği. film izlemeyi sevdiren yönetmendir bana belki de. film müzikleri seçimi, karakterleri canlandıracak kişi seçimi, çekimleri olağanüstü yine. defalarca izlenebilen, yine de aynı tadın yakalandığı filmlerden biri daha...

    "massimo'ya...
    birlikte geçirdiğimiz yedi yıl için...
    eksikliğini duyduğum ve asla bana ait olmayacak yanın için...
    "mümkün değil" dediğin her sefer için...
    ama aynı zamanda "yine geleceğim" dediğin her sefer için...
    sürekli bekliyorum.
    sabrımın adına "aşk" diyebilir miyim?
    senin cahil perin..."

    joseph lanti'nin bir tablosunun adıdır "cahil peri".

    "kelimelerin geldiler bana
    yüreğinden, kafandan
    etindendiler
    kelimelerin getirdiler seni
    onlar ana, onlar kadın
    ve yoldaş olan
    mahzundular
    acıydılar
    sevinçli
    umutlu
    kahramandılar
    kelimelerin insandılar..."
    *

    aşk nedir?
    aşk sadece kadın ve erkek değildir, duygudur, insandır aşk...


    (biber - 7 Temmuz 2007 12:07)

  • comment image

    "sabrımın adı aşk mı sence?" cümlesinin geçtiği, aşkın sadece heteroseksuellere ait olmadığını, her ruhta hakettiği çoşku ve güzellikle yaşanabileceğini gösteren seyredilesi,ağlanası bir film. seyrettiğim günden beri, bardak kırmamaya dikkat etmemi sağlaması da cabası


    (cornflakegirl - 1 Temmuz 2002 23:57)

  • comment image

    --- spoil eyler belki de eylemez ---

    ta filmin başındaki sahnede karı koca yatakta uyurlar (uyanış anına geçiş vardır burada) erkek bir yastığa sarılmıştır kadın da erkeğe. iste bu filmdeki özlemi anlatıyor. aralarında sevgi olan insanlar mevcut belki bir aşk üçgeni demeli. erkek uzaktaki bir erkeğe özlemli, hatun da tanıdığını zannettiği yalnız esasen tanımadığı eşine yanında bile özlem duyuyor.

    --- spoil eyler belki de eylemez ---


    (pimolisene - 25 Şubat 2010 22:30)

  • comment image

    ben bu filmi çok geç izlemişim...

    hani, uzun süredir adını duydugunuz, övülen, bir ara izlerim diyip es geçtiginiz filmler vardır ya, benim için öyleydi işte bu film. derken geçen hafta, italyancayı çok iyi bilen, italyan kültürüne aşırı ilgisi olan çok sevdigim biriyle izledim. bunu yazıyorum çünkü o izleyelim demese ben hala bu güzelligi bilmeyecektim. o, 5-6 kere izledigini söyledi. hiç şaşırmadım.. çok nadir bir filmi birden fazla izlerim, oldukça begenmiş olmam ve dikkatimi çekmesi lazım. emin ki izleyecegim bu filmi birkaç kere daha.. acaip pişman oldum bu kadar zamandır izlemedigime, çok samimiydi. ve pek çok insana garip gelse de olabilecek bir konuyu işlemiş ferzan özpetek. evet, gerçekte gayet olabilecek bir kurgusu var, tek farkı "gerçege" göre daha tatlı bitiyor sonu.

    --- spoiler ---

    kendimi antonia'nın yerine koydum film ilerlerken, massimo'nun "cahil perisini" araştırırken düştügü durum ve elbette bunu hayal bile edemez insan. ama asıl nokta, bir anda antonia'nın o grubun içine girmesi, ve o gruptan insanların "farklılıkları" birbirlerini kabul edişleri.. ve aralarındaki ilişkinin samimiyeti.. antonia "massimo" olurken yavaş yavaş.. bize önce gösterilen, antonia'nın michele'e aşık olmaya başlaması.. en çok hoşuma giden sahnelerden biri sanırım şuydu: bir yerde konuşurlarken, massimoyla michele'in tanışmasına antonia'nın sebep oldugunu görüyoruz. oysa ki michele, nazım hikmet'in kitabını arayanın massimo oldugunu duşunerek, ondan etkilenmişti. bu kişi aslında "antonia"ydı. derken, kocasını, kocasının sevgilisi ve ailesiyle tanırken antonia, birbirleriyle iyice yakın olduktan sonra, antonia kıskanmaya başlıyor.. michele'i bir erkekle öpüşürken görmek sinirlendiriyor onu. michele'in hep uzaktan izledigi eve gidiyorlar antonia ile, öpüşmeye başlıyorlar, antonia michele de massimoyu görüyor, michele de massimoyu. massimoda buluşuyor dudakları. massimo onları birleştiriyor..

    bide;
    iyi ki o bardak kırılmadı...

    ---
    spoiler ---


    (love me to my death - 25 Kasım 2010 03:04)

  • comment image

    --- spoiler ---

    yoldan geçen arabalarından, içilen şarabına, yemek yapılan tencerelerinden, giyilen gömleğine, kazağına, eteğine hatta dans edilen ışığına, okunan kitabına kadar kıpkırmızı bir hikaye “cahil periler”. aşka, ama ondan da çok sevgiye dair derdini, üzüntü, şaşkınlık, korku, öfke, pişmanlık, utanç,… arasında gidip gelen karakterleriyle anlatan bir film.

    ilişkisindeki yabancılaşmayı müzedeki küçük bir oyundan ibaret sanan antonia belki de ilk defa massimo’nun kendisini aldattığını öğrendiğinde fark ediyor kıskançlığın da aşka dahil olduğunu. oysa hep, “tanıdığını” düşündüğü kocasının ona söylediği yalanları şüphesiz bir gerçek olarak kabul etmek “huzur”du onun için. massimo’nun ölümüyle şaşkın ve çaresiz kalan antonia’nın michele’nin varlığını öğrendiğindeki telaşı, hüznüne karışan öfkeden ve tabii ki pişmanlık ve utancından olsa gerek. yoksa kocasının eşcinsel olduğunu öğrendiğinde vitrin camında kendini kontrol etmesi neden? göl kenarında otururken annesine dediği gibi, antonia kocasını iki kez kaybetmişti.

    michele içinse massimo’nun kaybı acı ve öfke getirmiştir. cenazesine bile katılamadığı için kızgındır antonia’ya. yıllardır sadece antonia’dan arda kalan zamanlarda paylaşabilmiştir sevgisini massimo’yla ve der ki “onu elimden almaya çalışma.”. michele’deki keder öyle bir hasete dönüşür ki bir yemek sırasında antonia’ya ait olduğu dünyayı hatırlatmak istercesine “o bizlerden biriydi.” diye anlatır massimo’yu.

    massimo’nun ölümü her ikisi için de derin bir kayıptır. antonia, belki massimo’nun sevgisini tekrar bulmak, onu daha fazla tanımak için yavaş yavaş michele’ye ve onun yalıtılmış sevgiyle kaplı evine sığınır. michele’yse elinde massimo’dan kalan bir deste fotoğraftan fazlasını istemektedir ve antonia’da massimo’ya dair bir hayat bulunca kaybını onunla yakınlaşarak kapatma yolunu seçer. belki de bir gece terasta yaptıkları konuşmada kendisinde fotokopisi olan “kırmızı” kapaklı kitabın aslının antonia’da olması onda bir tanışıklık hissini, bir aşkı yakalama isteğini uyandırmıştır. artık antonia michele için, michele de antonia için massimo ya da başka bir deyişle aşkın kendisi olmuştur. bir gece antonia ve massimo’nun bir zamanlar yaşadığı göl kenarındaki evde öpüşmeye başladıklarında massimo da onlarla birlikte arkalarındaki duvarda belki de evdeki tek “kırmızı” şey olan tabloda varlık kazanıyordur.

    filmde tüm bu yaşananların çevresinde -aslında belki de tam merkezinde- yalan ve gerçek üzerine bir tartışma sürüp gitmektedir. sevilmeme, istenmeme düşüncesinin getirdiği korku herkesi çatışmaya süreklemektedir gerçekle yüzleşme vakti geldiğinde. bundandır hastane koridorundaki suskunluk, ızdırap. bundandır gerçekle her temasta solunan ölüm havası. michele hastanede ernesto’nun başında durup da söyleyecek kelime bulamadığında pişmanlık mı duyar ya da serra kendine işkence eden polisin hapse girdiğini öğrendiğinde ne için üzülmektedir? gerçekliğin ölüsü de ağır mıdır, insanlarınki gibi? yoksa cehalet gerçekten de erdem midir? film bize sorular bırakarak kapanır ama bir konuda cevap vermeden de bırakmaz: sevgi, kırılmayan bir bardaktır.

    ---
    spoiler ---


    (yum cimih - 8 Ocak 2011 10:54)

  • comment image

    "massimoya; tüm "arzuluyorum"ların için, tüm "yapamam"ların için, tüm "dönücem"lerin için. hep bekliycem. bu sabrıma aşk denebilir mi? -cahil perin."
    bir tablonun dili ya da dilsizliği.


    (opium tea - 4 Şubat 2004 11:59)

  • comment image

    ferzan özpetek'in en sevdigim filmi.

    bardak kirilma sahnesi vardir... sonrasinda sevdiginiz bir adam olunca ozen gosterirsiniz bardaklara... cunku kirildigi zaman o senden ayrildi demektir. hayat ne karmasik, ben kahvelerimizi almis pasalimanina donerken dustu bardak, sutlu olan, onun icin olan. tam onun bir baskasi ya da baskalariyla gittigi bir cafe hakkinda entry girdigi sirada oldu bu.
    bardak kirilmadi cunku kartondu... benden gidemedin cunku hic sevmedin. bardak kartondu ve benim icim kirilmadigi icin bir nebze ferah. sitem degil bu; ya bardak camdan olsaydi, sen sevseydin ve sonra o bardak kirilsaydi, beni geride biraksaydin... ne olurdu o zaman?
    *


    (bi bipolarin guncesi - 9 Şubat 2014 19:28)

  • comment image

    antonia ile michele'nin öpüstükleri sahnede, ikisinin de ayri ayri massimo ile öpüstüklerini hayal ettiklerini kimbilir kacinci izleyisimde dün fark ettigim ve cok sasirdigim film.


    (fiyonk - 20 Mayıs 2004 21:21)

  • comment image

    "her bardak kırıldığında aramızdan biri ayrılıyor demektir." diyorlar bir sahnede. çok güzel kullanılmış, küçük, hoş, özellikle son sahnede etkili bir detay...


    (la gitane - 4 Aralık 2004 00:12)

  • comment image

    o kadar italyan erkeğinin arasında koray candemirin pek bi çirkin göründüğü, sırıttığı filmdir.halbuki hem güzel italyanca konuşması, hem iyi rol yapabilmesi ve hem de türk erkeğinin en güzel temsilcilerinden olması açısından mehmet günsür çok leziz bir seçim olabilirmiş.


    (dissolved girl - 25 Şubat 2005 21:53)

  • comment image

    harem suare ve hamamın yönetmeni ferzan özpetek'in üçüncü filmi. ilk ikisi daha çok türklerle ilgiliyken bu roma'da geçiyor. hikaye aynı adama aşık bir kadın ve adam etrafında gelişiyor. filmde yönetmenin ilk iki filminden daha bariz homoseksüellik konusu var. ferzan özpetekbu filmi daha çok eğlence için çekmiş fakat umduğundan çok daha fazla ilgi görmüş. yanılmıyorsam çekimlerde kendi evini apartmanını ve semtini kullanmış. dostlarının yaşamını anlatmak istemiş. ama senaryo birebir yaşanmış bir şey değil. sevimli ve toz pembe bir filmdi. ama abartıldığı kadar muhteşem değil ben yönetmenin diğer iki filmini daha çok beğenmiştim. cahil periler biraz eski türk filmlerini ve hollywood filmlerini andırıyor. görsel açıdan çok başarılı buldum. gidin görün içiniz rahat etsin.


    (6 45 - 30 Eylül 2001 20:55)

  • comment image

    bence gayet başarılı bir film, zira, bir filmi keyifle izlemeniz için illa bir başyapıt olması da gerekli değil(o da her ne demekse).en çok hoşuma giden yanı, samimiyeti oldu, eşcinsellik, şu, bu, o kadar da vurgulanmış şeyler değildi düşünülenin aksine, ya da benim o kadar da dikkatimi çekmedi. yani, eşcinseller var bak diye gözüne sokmuyolar bu filmi. bence herkes önyargısız ve "aman bu film yeterince sanatsal mı" kaygısı taşımadan filmi izlemeli.
    müzikleri zaten başlıbaşına takdire değer. filmin her karesinin de ne kadar özenle çekildiğini de unutmamak lazım tabi.


    (heroine - 16 Ekim 2001 19:40)

  • comment image

    --spoiler---
    filmin en başında evli çiftin sergi salonunda oynadıkları birbirlerini tanımama oyununu görürüz...işte filmin özeti bu sahnede gizlidir ; gerçekte ikiside birbirlerini tanımıyorlardır...ne kadın adamın o kalabalık,sıcak ve tuhaf arkadaş-ailevi ortamından haberi vardır ne de adamın karısının nazım hikmet ve şiirleriyle izole ettiği yalnız hayatından....

    --spoiler--

    ne demeye ferzan özpetek filmlerini bunca süredir izlememişim bilmiyordum....karşı pencere ve cahil periler i üstüste izleyince şimdiye kadar niye izleyemediğimi anladım...bu yönetmen türkiye'de tutulmayacak kadar sanatsal ve zeki..
    ayrıntı üstadı...simge canavarı...bir saniye dikkati dağılmıyor insanın...
    çok derin ve psikolojik takılıyor filmlerinde...her nesne bir anlam,her söz,bakış bir şeyler haykırıyor izleyiciye...

    şunuda söyleyeyim , filmlerin bitişi yani son karelerini süper hale getirip; işte budur şeklinde düşünmeme sebebiyet vermiştir...
    (bkz: bardak)
    (bkz: gözler)


    (akheron - 7 Ocak 2006 03:30)

  • comment image

    #8892385 deki gibi kırmızı aşkı simgeler yine bu filmde..
    disko sahnesinde antonia'nın michele'e kızmasından sonra kırmızı elbisesini şalla örtmesi yada filmin son sahnesinde michele elindeki bardağı düşürdüğünde üstünde kırmızı gömlek olması gibi...


    (akheron - 20 Şubat 2006 21:02)

  • comment image

    sonundaki bardak metaforunu geride kaldiktan sonra sık sık denemiş olmama ragmen yerlerden cam kırıklarından baska birsey toplyamamisimdir zira biten bir askin ardindan tum can kırıkları yuregime batmisti zaten.


    (ggg - 17 Nisan 2006 23:01)

  • comment image

    ailelerinden, sevdiklerinden bir şekilde kopup birbirini bulmuş insanlar bir teras katında bir hengame içinde ama gizli bir düzen ve daimi bir neşeyle yemeklerini yiyorlar, tüller uçuşuyor, dertler var ama bir şekilde elele verip sımsıkı asılıyorlar hayata

    kısa süren gizemli bir ilişki de var bal çalsın diye bu türü sevenlerin ağzına.

    aşk var ihanet var dostluk var umarsız anne var, mağdur kadın var, hem suçlu hem mazlum erkek(ler) var, cinsellik de var*

    sıcak, samimi, birkaç kez izlenmiş ve ileride birkaç kez daha izlenecek çok güzel bir ferzan özpetek filmi


    (masseur - 10 Ağustos 2005 16:13)

  • comment image

    --- spoiler ---

    antonia'nın, nazım hikmet şiiri okuduğu sekans hakikaten bambaşkaydı. koray candemir'i görmek gülümsetti. ve son olarak michele'in bardağı iyi ki de kırılmadı...

    ---
    spoiler ---


    (neyseneiste - 15 Şubat 2011 23:00)

Yorum Kaynak Link : le fate ignoranti